Winamp'te ne var ne yoksa media library'ye koydum, komik şeyler çıkıyor :) biraz önce Ozan'la bir anda gaza gelinerek kaydedilen "Telefunken dıp dıp dııım" kaydımız geldi. Şimdi de Oytun ve Ali Bayramoğlu Radyoodtü'de Rock Şenliği'ni tanıtıyorlar :) "Lefter adını nasıl aldınız abi? "Lefter bayırda oynuyor arkadaşıyla, bi vuruyo topa, ineğin karnına tosluyor, inek çat diye yere düşüyor, inekte titreme başlıyor ölüyor, ineği yiyorlar iki kişi, biz de bundan çok etkileniyoruz :)" (Kazımcığım kaydetmişti, saygılarımı sunuyorum buradan)
Neyse gerçekten nostalji yapıyorum. Bütün nedeni ise bugün ilk defa farkettiğim üzere, bugünden itibaren uzunca bir süre kendi başıma yaşayacağım bu evde. Evet iş arkadaşlarım var, evet ama? Gerçekten adam gibi adamlarla tanışmışım bugüne kadar diyebilirim sizlere, Ankara'da... Türk arkadaşlardan pek hoşlaşmış değilim henüz :) sadece bi tane abiciğim var o da 3 sene önce çalışmaya başlamış...Ama Polonya'lı çok sağlam bi eleman var :) ama onunla da türkçe sohbet edilmiyor ki! :D
Sonra Eminoşla bu süre boyunca ne yaptık?? Gezdik, Brükselciğimi ve Leuven'i Brüj'ü... İlk defa bir katedral gördük hayatımızda, gerçekten heybetli ve çekiciydi. Tarihi bilgisi konusunda bilgi verebilmeyi çok isterdim ancak elimde avucumda bilgi yok maalesef. Brüj ufak bir Venedik, her ne kadar Venedik'in eline su dökemeyeceğinden emin olsam bile, güzeldi. Kanallarında minik bir tekne gezisi yaptık, kaptan abinin ingilizce anlatımından bir şey anlamamış olsak da zevkliydi :) Bolca orada yaşayan ünlü kişilerden bahsetti biz de Belçika'nın o ünlü kişilerini bilmediğimizden yarı-turist kıvamında turu tamamladık. Bol bol fotoğraf çektik...Video çektik, Eve geldik Heroes'un ve Prison Break'in bugüne kadar olan bütün bölümlerini izlemiş olduk.
Trenlerin ne kadar hoş olduğundan dem vurduk durduk.
Geçen cuma akşamı Brüksel'e gitmek için bindik trene, bütün tren 16-22 yaş arasıydı diyebilirim :) Herkes içkilerini çıkarmış masalara koymuş, Smirnof, Absolute, bol bol bira gördüm Stella Artois var buranın Efes Pilsen'i..içerek Brüksel'e gidiyolar. Bu trenin olayı buymuş dedik :) Sonra Brüksel'e yaklaşırken, normalde işte "dikkat dikkat şimdiki durak şu" diye anons yapıyor makinist. Bu seferki, aynen bir amigo gibi "LA DESTİNASSSSYOOOOAAAANNN BÜRÜKSEEELLLL NOOOORRRRDDDD!!!! HUUUUAAAAA" diye bağırdı :D millet de "HÜÜÜÜAAAAA!!!" diye bağırdı filan.
sonra inince biz de bir çikolatalı bir frambuazlı bira içtik. :) Çikolata çok iyi değildi ama frambuaz tam bir tatlı içecek olmuş. Malibu gibi.
Sokakta yürürken sakallı ve memeli bir vatandaş bana dik dik bakarak "HÜART!" dedi. Eminoş korktu ve elime tırnaklarını geçirdi, ben de tırstım ama erkek olduğum için korkmamam gerektiğine karar verdim ve adrenalinimi bastırarak yola devam ettim. Sonra bayağı güldük ama burada sokakta "deli" var gerçekten.
Eminemin buraya gelme ihtimalleri üzerinde de bayağı kafa yorduk. Tek bir ihtimal var gibi görünüyor, o da Conservation of Monuments and Sites masterı. O olmazsa gerçekten başka hiçbir seçenek yok. Ama olursa seneye başlamasıyla beraber eminoş için en az iki sene, benim için şu andan itibaren de en az üç sene buradayız demek oluyor :D
Gereksiz bilgi ve foto: Bugün gökyüzünü gözlemlerken havada uçakların oluşturduğundan başka bir bulut kümesi göremedim. Sonra baktım Internet'ten, bu uçakların oluşturduğu bulut dünya ortalamasında bulut oluşumunun %0.1'ini oluşturuyormuş. Bakınız Fransa'nın doğusundan son bir foto:

2 yorum:
24-28 aralik arasi paris diyorum baska bisi demiyorum. herkes davetlidir, super olmasi kacinilmaz. trenle gidiyoz evocum 34€ gidis 34€ donus. sen oralardan daha ucuza bile bulabilirsin muhtemelen. hadi bakalim..
21 aralık istanbul diyorum başka bişey demiyorum...sanki christmas gezmek icin kötü bi zaman gibi...Biletler çok pahallanmış....
Deliler çok iyi...Şehirlere bi sıcaklık katıyolar...Geliyo sohbet etmeye çalışıyo, konuşamıyom deyince bir iki Fıransızca sallıyo, olmadı sövüp gidiyo...
Yorum Gönder