17 Eylül 2010 Cuma

Gün 1-2-3

Kitaplar geldi ve 90 günde astral seyahat kitabını takip etmeye başladım. Astral Dynamics'i ise okuyorum.

Okuduklarımı henüz bünye %100 kabul edemiyor ama 90 günde astral seyahat kitabının üçüncü gününde kitapta yazılan eğitimi uyguladığımda gerçekleştiğini gördüm. Sanırım inanmaya başlıyorum kendi başıma geldiğinde.

Hergün sabah, gece gördüğüm rüyaların ana hatlarını deftere aktarıyorum ve kendi kendime rüyalarımı kontrol edebiliyorum diye telkin ediyorum, bu da kitabın eğitimi içinde.


6 Eylül 2010 Pazartesi

Hocalar mocalar ve AdSense

Google'dan AdSense reklamı alayım dedim, astral seyahatle ilgili bir şeyler çıkar belki diye...

Üfürükçü, cinci, aşk bağlamalı büyücülü hocalar çıkıyor... Kusura bakmayın, bunların arkasında değilim... :) Bilimsel bir insan olarak bilimsel bir şekilde bu astral seyahat olayını deneyeceğim/inceleyeceğim... hocalardan büyücülerden sakınınız...

2 Eylül 2010 Perşembe

Astral Seyahat Hakkında Aydınlanalım

En son yazıdan beri bayağı uzun süre geçmiş. Bu arada Blogger da kendini değiştirmiş, ben de sitenin şablonunu değiştirdim.

Sadece şablonu değil, temasını da değiştirmeyi düşündüm. Amacım sadece konuyu ve blogu ilginç bir hale sokmak değil. Astral Seyahat hakkında Türkçe kaynaklara bir yenisi eklensin istedim. Burada yeni başladığım bu konu hakkında öğrendiklerimi sizlerle paylaşacağım. Paylaşarak bilgi çoğalacak, belki de insanlara yeni ufuklar açacak.

Astral Seyahat (Vücut Dışı Deneyim-VDD) nedir? 

Kendi tanımımı yapayım: - Bilinen fiziksel vücudun, aslında sadece fiziksel vücuttan oluşmadığı, bir de enerji vücudunun varlığını kabullenip onu kullanarak, dünyayı kısıtlayan fiziksel kurallardan etkilenmeden çevreyi de algılayarak dolaşmak. Bilincinizi fiziksel vücudunuzdan ayırmak. Hani hep dersiniz ya, başım ağrıyor, beynim şöyle, kollarım böyle: Vücudunuzdan bahsedersiniz ve bilinciniz vücudunuzdan ayrı bir şey gibidir sanki her zaman.

Bu bilgi paylaşım ve blog konusuna nasıl karar verdiğimi anlatayım. İki aşağıda bir post görüyorsunuz (arada evlilik teklifi fotovidoesu var, geçen Ekim'de de evlendim). Post Lucid Dreaming ile ilgili. O postu buraya yazdım ama üzerine hiç düşmedim. Deneyeceğim bakalım dedim, kılımı kıpırdatmadım.

Şimdi Lucid Dreaming ile ilgili olabilecek bir konuya blogu yönlendirmeye karar verdim. 

---

Dan Brown'u severim, akıcı ve merak uyandırıcı şekilde yazar. Yazdıkları da yaşadığımız dünya ile ilişkilidir, neresi gerçek neresi sahte kitabın bir yerlerine açıklama yerleştirir. En son kitabı "Lost Symbol" (Kayıp Sembol) ı okudum. Spoiler veriyorum, insanın gücünü henüz keşfetmediği ve keşfettiği anda oldukça aydınlanacağından, ilerleyeceğinden bahsediyordu. Sonuç buydu. Kitapta geçen çoğu şeyden etkilendim. Masonların bilgeliğiydi, diğer insanların bilmediği çok şeyleri bildiğinden de bahsedip duruyor kitap. Mason olmanın bir amacı olmalı, bilgelik de uygun bir amaç diyor.

Bunun gibi, tam olarak hangi düşünceden çıktı bilmiyorum, bilmek, çoğu insanın bilmediği şeyleri öğrenmek yaşamak derken ekşi sözlüğü açıp astral seyahat başlığını okudum. İnsanların başına gelenleri ve ne hissettiklerini öğrendim. Daha sonra kitap araştırmaya başladım. Google Books bu konuda çok iyi, Richard Webster diye bir adamın kitabına denk geldim, adı gayet açık, "Astral Travel for Beginners". Ona biraz göz gezdirdim. İçinde astral seyahat hakkında yapılmış bilimsel araştırmalar ve yazarın kendisinin deneyimleri var. Biraz eski bir kitap olsa da giriş için yeterli gibi. Daha bir çok kitap var, onları da ileride okuyup sizlerle paylaşacağım.

Ben kendimi hep bilime yatkın, bilimsel bir insan olarak tanımlarım. Kafamın yatmadığı doğaüstü denilen konulara burun çeviririm. Astral seyahat konusu açılınca nedense burun çevirmedim. Çevirmeme nedenim, bu Richard Webster'in kitabını okuyup referanslarını da inceleyince, çevremdeki insanlara sordum. En yakınlarımdan başladım. Daha önce astral seyahat tarzında şeylerin başına geldiğini bildiğim kişilere sordum. Kitapta yazanların çok benzerlerini yaşadıklarını bana anlattılar. Tabi kitabı okumamışlardı bunları anlatırlarken.

Daha da okuyunca kafama bir şey dank etti.

Emine (eşim) aşırı sık olmasa da aralıklarla karabasan gördüğünü söyler. Benim başıma hiç gelmedi. Anlattığına göre uykuya dalarken, bir anda gözleri açılıyor ve etrafı algılamaya başlıyor. Uykuya dalıyor, ancak gözler açık ve içinde yattığı odayı görüyor. Bu durumdan çok korkuyor, ses çıkarmak istiyor çıkaramıyor, kolunu bacağını oynatmak istiyor oynatamıyor. Çoğu insanın başına gelmiştir bu durum. Uyanmak istiyor ve bir süre sonra uyanıyor. 

Okuduklarımla Emine'nin yaşadığı şeyi karşılaştırdım. Ona kitapta yazanları anlattım ve "bir sefer daha başına gelirse, korkmadan vücudundan ayrılmayı düşün, ondan kopmayı düşün bakalım yapabilecek misin?" dedim.

Bunun üzerinden geçti ve biz bu konuyu konuşmaya devam ettik. Ben bu sırada bir kaç kitap daha araştırdım, "90 Günde Vücut Dışı Deneyim" ve "Astral Dynamics" diye iki kitap sipariş ettim. Türkçe kaynak az olduğundan yurt dışından istedim. Kitapları beklemeye koyuldum.

90 günde astral seyahati öğretecek olan kitabın gelmesini bekliyorum ve kitapta yazanları uygulayacağım. Uygulama sırasında buraya  deneyimlerimi yazacağım, umarım bu konu hakkında bilgi sahibi olmak isteyenleri aydınlatmış olacağım.

Neyse, Emine'ye döneyim. Ailesi ile tatile gitmişti bu hafta. Sabah posta kutumu açtığımda bir mail gördüm "Astral deneyimim oldu, beni sabah ara"

Sabah aradım ve gece uyumaya hazırlanırken karabasanın geleceğini hissettiğini, ancak benim sözlerimi hatırlayıp, karabasanı vücut dışı deneyim'e, astral seyahate (VDD) çevirmek istediğini kendi kendine söylemiş. Karabasan dediği şey olduğunda kendini vücudundan çıkarmaya çalışmış ve buraya yazıp söylemesi kolay olsa da vücudundan ayrılmış. Geri dönüp kendine bakmaya korkmuş. Aynı odada yatan kardeşini görmüş. Daha sonra "Evren'in yanına gitmek istiyorum" demiş ve bir şeyin içinden hızla ilerleyerek benim yanıma gelmiş ve beni görmüş. Ben o sırada ondan uzakta evimizde bilgisayarın başında House MD izliyordum. Benim o odada olduğumu ve yerde oturduğumu tarif etti. Giydiğim kıyafetleri rengini filan tam tarif edemedi ancak "korkma Eminoş" diye konuştuğumuzu söyledi ve oturduğum odayı bildi.

Neyse, Emine'nin başına gelince, bunu blog'a aktarmak ve 90 gün astral seyahat eğitimimi sizinle paylaşmak istediğimi farkettim. Bunun benim ufkumu, paylaşınca sizin ufkunuzu genişletebileceğini ve çoğu insanın hayata, dine, bilime, enerjiye bakış açısını değiştirebileceğini düşünüyorum. Düşünsenize, yıllardır fiziksel vücudunuzun yanında bir de enerji (ruh, bilinç, artık nasıl tanımlarsanız) vücudunuzun olduğunu farkediyorsunuz. Başınıza gelirse ya da kendinizi benim gibi eğitmeye karar verirseniz, artık ölümden sonra yaşama mı inanırsınız, ruha mı inanırsınız, dine mi sarılırsınız bilemem. Değişeceğiniz kesin. Ancak uyarayım, kitaplarda yazdığına göre "Projecting out-of-body requires a delicate balance of mind, body, and spirit". Sağlıklı düşünebiliyorsanız ve astral seyahat ettikten sonra da sağlıklı düşüneceğinize inanıyor ve kendinize güveniyorsanız bu işe girişin.

Yeni yazılarda, VDD yaşayan insanların hissettiği/duyduğu tipik ve ortak şeyleri yazacağım.

Görüşmek üzere...

16 Haziran 2009 Salı

13 Aralık 2008 Cumartesi

Lucid Dreaming

Küçükken, hatta 3-4 yıl öncesine kadar rüyalarımın farkına rüyadayken varabiliyor, rüyamda istediğim şeyi yapabiliyordum. Bu bazılarına çok saçma gelir ama durum bu.
Sonradan bu yeteneğim azaldı. Rüyamda daha az uçar, daha az yüzer oldum.
"Rüyamı kontrol ediyorum!" bilincinin ve yaptıklarınızın verdiği bir zevk gerçekten var. Ben de bu zevk peşinde koşayım ulan dedim. Olayın adı "Lucid Dreaming"miş. İlk gördüğümde bizim ıslak rüyayı çağrıştırdığından olsa gerek, konu ile alakasız bulmuştum, okuyunca farkına vardım.

Lucid dreaming yeteneğini geliştiren bazı teknikler ve hatta yazılımlar varmış.
ek$i sözlük
Yazılımlar

Deniycem

Geçmişim

Lisede Internet'le tanıştığımda, kendime site yapıp kendimce önemli günlük olayları yazmışım, siteme koymuşum. Sene 99-2000, bir nevi bugün blog dediğimiz türde.

16-17 yaşında velet aşktan-meşkten, okulda, tatilde yaşadıklarından bahsediyor. Lisede bütün arkadaşlara duyurmasam da internet'te duruyordu site ve yakın arkadaşlar okuyorlardı. Siteyi, kullandığım bilgisayarlar değişse de bi şekilde ordan oraya aktararak korumuşum. YA NE SAÇMA YAZILAR YAZMIŞIM, NE SAÇMA Bİ KARAKTERMİŞİM?! En düzgünlerinden seçtiklerimi aşağıya koydum. İlerde 16-17 yaşında biriyle iletişim frekansını tutturmak açısından bu dijital günlüğümü açıp okumam gerekecek sanırım. Mesela bi ODTÜ gezimiz vardı, ilk gün yazmışım: (italikler benden edit)

"...sonra odtüye gitmek üzere otobüslere bindik. odtüye bi giriş yaptık, ağzım açık kaldı, her yan yeşil, ağaçlar arasında yürüyüş yolları var, ilk odtülüyü gördük "arkadaşlar inceleyelim şu odtülüyü" muhu oldu. sonra bizi fmci tmci diye ayırdılar, fmcileri yani beni de önce makina mühendisliğine götürdüler. orda çok tatlı bir adam konuştu. aynen şöyle "... işte hatayda (izmir) oturuyosunuzdur, karşıyakada 600 milyon liraya iş bulmuşsunuzdur, ama şöyle düşünürsünüz "her sabah da 1.5 saat yol çekilmez, boşveriyim bu işi"" dedi, bizim ağzımız açık kaldı tabi. (Ağzımızın açık kalma nedeni sanırım o sene 600 milyon liranın çok para olması ve çok parayı yol yüzünden kabul etmeyecek bir odtülü portresinin anlatan tarafından çizilmesi idi) adam hava ata ata anlattı makina mühendisliğini. sonra akışkanlar ve robotik lablarını gezdik.bi f-4 jet motorunu yarıdan kesmişler, onu da inceledim, hep şemasını görürdüm, orda türbinini çevirme fırsatım oldu. sonra inşaat mühendisliğine gittik, bi tanıtım filmi izledik, filmde de komik sahneler vardı. mesela bi inş mühü apış arasını karıştırıyodu filan. oradan çıktık, odtünün yemyeşil kampüsünde ilerledik. çok güzeldi, çimlerin üzerine dökülen yaprakların üzerine basıp, çıkan o sesi duymak... sonra bilgisayar mühendisliğine gittik, orda da sadece bilgisayarlar vardı, adam da bizi oraya çekmeye çalışacağına, "burayı yazmak isteyenler, bi daha düşünsünler" dedi. salak işte. fazla bişey de anlatmadı zati, ööle bilgisayarları görüp çıktık. ama her bilgisayarın ekranında "welcome to obua" "welcome to trompet" "welcome to viyola" gibi şeyler vardı. ilginç. bizi oraları gezdiren bi çocuk vardı, kızlar yakışıklı deildi, ama sempatikti diyolar, gözleri yeşildi, kimyada 3. sınıfta okuyomuş. 4-5 kız oğlanla muha girdiler. ben de dinledim biraz. bilgisayardan sonra, endüstri mühendisliğine gittik. içeri girdik, sarı uzun saçlı, renkli gözlü bi abim geldi, "nerde kardeşim bakıyım" dedi, meğer Ece'nin abisiymiş. uzaktan bakınca benzemiyolardı ama, yakından bakınca benziyolar. adı da Umut'muş, doktora yapıyomuş orda, o da bize anlattı endüsri mühendisliğini. iyi de anlattı, dikkat ettim de ingilizce yavaş yavaş türkçenin yerini almaya başlamış odtülülerin, kelimenin türkçe karşılığını bulmakta zorlanıyolar. oradan çıktık biyoloji ve genetiğe gittik, orda saçı sakalı birbirine karışmış birini gördük, alper (mehmet alper kiremitçi, aka. satan alper) de patlattı "bu adam orman mühendisliğinden kaçmış heralde" orda labları gezdik. sonra orayı da geride bıraktık, kampüsü geçtik, odtünün yemek merkezine girdik, tmciler çoktan gelmiş meğersem, orda efenin abisini de gördüm. yedik, fotoğraf çekildik.
..."

Şu da var:

"...

27.06.2000 Tue 0:35

Kaç ay olmuş...
Bugün gerçekten tarihi bi olay vardı. İnsanın gen haritasının %97 si çıkarılmış. Bu demek ki, insan vücuduyla, bir arabanın parçalarını değiştirip, yenilemek gibi, oynayabilecekler. Tabi bunu yaparken düzgün yapmaları lazım, sınıf farkları doğacak, uzun yaşamak isteyen fakirler ne yapacak? zenginler istediklerini alacaklar. Bu farklılığı kaldırmak için ellerinden geleni yapacaklarmış, clinton tonton böle diyo. İnsan ömrü ilk aşamada iki katına çıkacakmış, 160 yıl filan, kontrolü elimizde olmayan hastalıklar olmayacakmış, AIDS, Kanser, Şeker hastalığı gibi... bana çok heyecanlı geldi, hep anlatırlardı, o günler çok yaklaşmış, ona heyecanlandım. Silahlar icat edilirken de, insanlığın yararına kullanılmasını dilemişlerdir... silah gibi olmaz inşallah... dünyanın bu kadar uzun yaşayan insanları besleyebilmesi için, bitki ve hayvanların genleriyle de oynanması gerekecek, daha fazla ve temiz hava, daha çok besin... en sona yer sorunu kalıyor... o kadar ileri gitmez heralde... bi de yaşam için 1200 yıldan bahsediyolar... 1200 yılın yaşayacağım kadarını yaşarım, çok sıkıcı olur sonra... sıkılırım yaşamaktan belki... o zaman baibai...
bu arada benim genlerimin %99.8 i dünyadaki herhangi birinin genleriyle aynıymış! Yani benim başka birinden farkımı sadece binde ikilik bir kısım belirliyor. bi de bizim maymunlardan farklı olan genlerimiz oranı %99.2 miş galiba (ya da 98.6 olabilir tam hatırlamıyom)...
Bu olay çok manyak, ama umarım kötü şeyler olmaz...

İnsanın genlerinin haritası çıkartılıyor, biz hâlâ yarınki kimya sınavına hazırlanıyoz... :(
(bu olayı daha ayrıntılı incelemek isteyenler 27.06.2000 tarihli gazeteleri inceleyebilirler tabi... bakalım daha neler olacak?)
İyi uykular...

22.7.2000 Cts. 13:33

Abi benim ders çalışmam lazım...

..."

Burda noktayı koymuşum günlük olayına.

12 Eylül 2008 Cuma


Panaromik Yaklaşımlar III - Kelebekler Vadisi